“Çocukların açık artırmayla çiftçilere verildiği sistem” yıllar sonra ortaya çıktı

Özet: Binlerce çocuk ailelerinden koparıldı, çiftliklerde zorla çalıştırıldı

İsviçre’de 19. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın ortalarına kadar uygulandığı belgelenen Verdingkinder sistemi, yoksul ailelerin çocuklarının devlet veya yerel yönetimler tarafından alınarak çiftçi ailelere yerleştirilmesiyle işliyordu. Resmî gerekçe “bakım ve eğitim” olsa da, arşivler ve tanıklıklar bu çocukların çoğunun ağır tarım işlerinde çalıştırıldığını, eğitimden mahrum bırakıldığını ve fiziksel ile psikolojik şiddete maruz kaldığını ortaya koyuyor.

Sistem özellikle 1920–1970 yılları arasında yoğun şekilde uygulandı. Araştırmalara göre 100.000’den fazla çocuk bu süreçten geçti. İsviçre hükümeti 2013 yılında resmî özür yayınladı ve mağdurlar için tazminat programları oluşturdu.


🧭 VERDİNGKİNDER NEDİR?

Verdingkinder, Almanca kökenli bir terimdir ve yaklaşık olarak “sözleşmeli çocuklar” anlamına gelir. Ancak tarihçiler bu tanımın gerçeği tam olarak yansıtmadığını, sistemin çoğu zaman “çocuk işçiliği ve devlet destekli zorla yerleştirme” mekanizması olduğunu vurgulamaktadır.

Sistemin temel yapısı şöyleydi:

  • Yoksul, yetim veya “uygunsuz” görülen ailelerin çocukları devlet tarafından alınırdı
  • Çocuklar yerel yönetim kararıyla koruyucu ailelere veya çiftçilere verilirdi
  • Devlet, çocuğu alan aileye ödeme yapardı
  • En düşük maliyetle çocuğu kabul eden çiftçi seçilirdi
  • Çocukların çoğu ücretsiz veya çok düşük ücretli iş gücü olarak kullanılırdı

Bazı bölgelerde çocukların fiziksel olarak incelendiği, kas gücü ve yaşlarına göre “seçildiği” tanıklıklara yansımıştır. Bu nedenle sistem, birçok tarihçi tarafından “çocuk pazarı benzeri uygulama” olarak değerlendirilir.


⚠️ SİSTEM NASIL İŞLİYORDU?

Yerleştirme süreci genellikle belediyeler veya kanton yönetimleri tarafından yürütülüyordu.

Bir çocuğun sistem içine alınma süreci şu şekilde ilerliyordu:

  1. Aile yoksulluk, hastalık veya sosyal nedenlerle “yetersiz” görülüyordu
  2. Sosyal hizmetler çocuğu aileden alıyordu
  3. Çocuk kısa süreli kurumlara veya doğrudan çiftçilere gönderiliyordu
  4. Çiftçiler çocukları seçme hakkına sahip oluyordu
  5. Devlet ödeme yaptığı için çocuk ekonomik bir “yük” değil “kaynak” olarak görülüyordu

Bu sistemde çocukların rızası veya psikolojik durumu dikkate alınmıyordu.


🧒 ÇOCUKLARIN GÜNLÜK YAŞAMI

Arşiv tanıklıkları ve araştırmalara göre Verdingkinder çocuklarının yaşamı son derece ağırdı.

Tipik bir gün şu şekildeydi:

  • 04:30 – 05:00: Uyanış
  • 05:00 – 07:00: Ahır temizliği ve hayvan bakımı
  • 07:00: Çok basit kahvaltı
  • 07:30 – 12:00: Tarla işleri
  • 12:00: Kısa öğle molası
  • 13:00 – 19:00: Ağır fiziksel çalışma
  • 19:00 – 21:00: Akşam hayvan bakımı

Çocukların önemli bir kısmı:

  • Düzenli okula gitmedi
  • Ağır fiziksel işlerde çalıştırıldı
  • Yetersiz beslenme yaşadı
  • Bazı durumlarda ahırlarda uyudu
  • Fiziksel cezalara maruz kaldı

Bazı tanıklıklarda çocukların “insan yerine iş gücü olarak görüldüğü” özellikle vurgulanmıştır.


🧠 PSİKOLOJİK ETKİLER: EN DERİN YARA

Uzmanlara göre Verdingkinder sisteminin en yıkıcı tarafı fiziksel şiddetten çok psikolojik etkilerdi.

Çocuklar sık sık şu mesajlara maruz kalıyordu:

  • “Sen hiçbir şeysin”
  • “Senden bir şey olmaz”
  • “Sen yükten başka bir şey değilsin”

Bu ifadelerin yıllarca tekrar edilmesi çocuklarda kimlik gelişimini ciddi şekilde etkiledi.

Araştırmalara göre mağdurlarda şu etkiler yaygın görüldü:

  • Travma sonrası stres bozukluğu
  • Güven sorunları
  • Sürekli değersizlik hissi
  • Sosyal izolasyon
  • İlişki kurmada zorluk

Birçok eski Verdingkind, yaşlılık döneminde bile çocukluk travmalarını anlatırken duygusal tepkiler göstermeye devam etti.


👤 GERÇEK TANIKLIKLAR: ARTHUR HONEGGER

Verdingkinder sisteminin en bilinen tanıklarından biri Arthur Honegger’dir.

Honegger 14 yaşında bir çiftliğe yerleştirildi. Arşiv röportajlarında anlattığına göre:

  • Günleri sabah erken başlıyordu
  • Ahır ve tarla işleri yapıyordu
  • Sürekli fiziksel ve psikolojik baskı altındaydı

En çok dikkat çeken ifadesi şuydu:

“En kötüsü dayak değil, kimsenin benimle konuşmamasıydı.”

Bu cümle, sistemin yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda derin bir psikolojik izolasyon içerdiğini ortaya koymaktadır.

Honegger daha sonra gazeteci olmuş ve Verdingkinder sisteminin kamuoyuna duyurulmasında önemli rol oynamıştır.


👤 ALFRED RYTER: 8 YAŞINDA BAŞLAYAN TRAVMA

Alfred Ryter ise 8 yaşında ailesinden ayrıldı ve bir çiftliğe yerleştirildi.

Tanıklıklarına göre:

  • Sürekli ağır işlerde çalıştırıldı
  • Yetersiz beslenme yaşadı
  • Fiziksel şiddete maruz kaldı
  • Sevgi ve aile bağı kuramadı

Ryter’in en çarpıcı ifadelerinden biri:

“Hiç sevgi görmeden büyüdüm.”

Bu ifade, sistemin en temel eksikliğini özetlemektedir: çocukların duygusal gelişiminin tamamen ihmal edilmesi.


🏚️ “SEÇİLME GÜNÜ”: ÇOCUKLARIN İNCELENDİĞİ ANLAR

Bazı kantonlarda çocukların çiftçiler tarafından seçildiği süreçler tanıklıklara yansımıştır.

Bu süreçte:

  • Çocukların yaşları kontrol ediliyordu
  • Fiziksel güçleri inceleniyordu
  • Dişleri ve sağlık durumları değerlendiriliyordu
  • Çalışabilirlikleri test ediliyordu

Birçok mağdur bu anı “insan değil, hayvan gibi seçilmek” olarak tarif etmiştir.


🧾 SİSTEMİN BOYUTU

Araştırmalara göre:

  • 1920–1970 arasında 100.000’den fazla çocuk sistemden geçti
  • 1930’larda on binlerce çocuk aktif olarak yerleştirilmişti
  • Uygulamalar farklı biçimlerde 1981’e kadar devam etti

1981 yılı, İsviçre’de zorlayıcı sosyal yerleştirme sisteminin resmî olarak sona erdiği tarih olarak kabul edilir.


🇨🇭 İSVİÇRE’NİN YÜZLEŞMESİ

1990’lardan sonra hayatta kalan mağdurların konuşmaya başlamasıyla birlikte sistem yeniden gündeme geldi.

2013 yılında İsviçre hükümeti:

  • Resmî özür yayınladı
  • Mağdurlara tazminat programı başlattı
  • Arşivleri açmaya başladı

Bazı mağdurlar yaklaşık 25.000 İsviçre Frangı tazminat aldı.

Ancak birçok mağdur için asıl önemli olan para değil, “yaşadıklarının kabul edilmesi” oldu.


🧩 TARİHSEL DEĞERLENDİRME

Tarihçiler Verdingkinder sistemini şu şekilde tanımlar:

  • Sosyal yardım mekanizması değil
  • Çocuk işçiliği sistemi
  • Devlet destekli ekonomik sömürü modeli
  • Aynı zamanda psikolojik baskı sistemi

Sistemin en kritik yönü, toplum tarafından uzun süre “normal” kabul edilmesidir.


📌 SONUÇ: UNUTULAN ÇOCUKLARIN HİKÂYESİ

Verdingkinder sistemi, modern Avrupa tarihinde en çok tartışılan sosyal uygulamalardan biridir.

Bu sistem:

  • Çocukların ailelerinden koparılmasına
  • Ağır işlerde çalıştırılmasına
  • Eğitim haklarının ihlal edilmesine
  • Nesiller boyu süren psikolojik travmalara

neden olmuştur.

Bugün bu hikâyeler, yalnızca geçmişin bir parçası değil; aynı zamanda insan hakları, sosyal adalet ve devlet politikalarının sınırları hakkında önemli bir ders olarak değerlendirilmektedir.


🧠 SON SÖZ

Birçok eski Verdingkind’in ortak cümlesi şudur:

“En kötü şey dayak değil, kimsenin seni bir çocuk olarak görmemesiydi.”

Bu ifade, sistemin özünü tek bir cümlede özetlemektedir.